• Ana Sayfa
  • Blogger
  • Rus ve Kazak Tarihiyle Dolu Krasnodar ve Rusya’nın Antalya’sı Soçi’de Dopdolu 4 Gün

Rus ve Kazak Tarihiyle Dolu Krasnodar ve Rusya’nın Antalya’sı Soçi’de Dopdolu 4 Gün

13 Haziran Çarşamba günü Pegasus Airlines ile aynı denizi paylaştığımız Rusya’nın Gürcistan sınırı yakınlarında bulunan Krasnodar şehrine uçtuk. Bu şehir, 2011 yılında “dünyanın en cazip ve en iyi yaşam şehri” seçilmiş. Aynı zamanda şunu da belirtmek isterim ki Krasnodar, Samsun’un kardeş şehri. Bu kadar girizgah yeter, #hadiozaman keşfetme zamanı!

2018 Dünya Kupası Eşliğinde Krasnodar Gezi Rehberi

Krasnodar Chistyakovskiy Korusu

Krasnodar’da dolu dolu 2 günümüz vardı. Ardından Dünya Kupası B Grubu maçlarından Portekiz-İspanya maçını izlemeye Soçi’ye gidecektik, o apayrı bir heyecan sebebi! Biz, bu 2 gün boyunca Krasnodar’ın tabiri caizse altını üstüne getirdik. Bu şehir, dikkat çeken turizm destinasyonlarından biri olduğu için turistik yer de haliyle fazla. Hem Rus hem de Kazak tarihi açısından son derece önemli yapılara sahip. Adeta yaşayan tarih! Hadi o zaman, keşfetmeye başlayalım!

Krasnodar Uçak Bileti

uçak bileti

Krasnodar Gezisi: 1. Gün

Chistyakovskiy Korusu, Krasnodar

İlk günümüzü müze, park, anıt gibi tarihi yapılara ayırdık. Şehrin merkezinde birbirine yakın olan pek çok gezilecek yer var. Gezimize “Krasnaya” olarak adlandırılan Kızıl Cadde’den başladık. Çünkü bu cadde, görülmesi gereken yerlerle dolu. Araç trafiğine kapalı olan bu caddeyi gezerken Rus mimarisini de gözlemleme şansı bulduk. Bu cadde üzerinde bulunan Alexander Zafer Kemeri, 1888 yılında İmparator III. Aleksander’in şehre gelişi anısına yaptırılmış. Tabii birtakım restorasyonlardan geçmiş. Fakat, şu anki hali ile dahi oldukça etkileyici. Yazının başında Krasnodar’ın Rus ve Kazak tarihi için oldukça önemli bir şehir olduğunu söylemiştim. Bu cadde üzerindeki ilginç bir anıt da bunun kanıtı: Tamamen bronzdan yapılmış, Türk sultanına mektup yazan Kazak anıtı. Bu anıtta resmedilen mektubun hangi amaçla yazıldığını bilmiyoruz, fakat oldukça coşkulu bir anıt gibi geliyor bize.

Buradan yürüyerek Alexander Nevsky Katedral’ine gittik. Altın kubbesi oldukça ihtişamlı duran ibadethaneye halk arasında beyaz renginden dolayı “Beyaz Tapınak” da deniliyor. Buranın ardından sadece Krasnodar’ın değil Rusya’nın önde gelen müzelerinden Kovalenko Sanat Müzesi’ne geçtik. 9 binden fazla parçalı bir koleksiyona sahip olduğu bilgisini, gelmeden önce edinmiştik. Böylesine zengin bir müzeyi gezme fırsatı bulmak paha biçilemez! Rus sanatının yanı sıra Avrupa, Asya ve Afrika sanatlarına ait eserler de gördük burada. Ama en ilginç olanı İmparatoriçe 2. Katerina’nın büyük boy portresi. Yeri gelmişken hatırlatayım: İmparatoriçe 2. Katerina, bu şehri Kazaklara hediye eden kişi. Buradan çıktıktan sonra Krasnodar Askeri Ekipman Müzesi’ne gittik. Tarihe ilgi duyuyorsanız bu müze sizi cezbedecek. İkinci Dünya Savaşı’na ait tankları, çeşitli silahları ve savaş ekipmanlarını yakından görebilirsiniz. Müzenin içinde bir de yeni evlenen çiftlerin akınına uğrayan Kisses Köprüsü yer alıyor. Evliliklerinin sonsuza kadar sürmesi için köprünün üzerindeki raylara kilit takıp anahtarını nehre atıyorlar. Tabii ki biz de yaptık! Çünkü “sonsuza kadar sürmesini” istemek için evli olmaya gerek yok bizce.

Gezmeye Devam: Yemyeşil Krasnodar

Katherina Anıtı, Krasnodar

Artık acıkmıştık. Müzenin içinde yemek yiyebileceğimiz yerler de olduğu için çok şanslıydık. Hoşumuza giden bir tanesine oturup yemeklerimizi yedik ve gezimize devam ettik. Buradan sonra da yemyeşil bir parkın içinde olan Büyük Catherina (Catherina The Great) Anıtı’na doğru yola koyulduk. Amacımız anıtı da görüp parkta biraz dolaşmaktı. Kalabalık yormuştu. Bu arada, aslında bu heykel orijinali değil. Bolşevikler tarafından yıkıldığı için birebir aynısı inşa edilmiş. Anıtı da gördükten sonra parka girip dinlenmeye koyulduk. Zaten akşam olmak üzereydi. Tabii gecesi de ayrı eğlenceli, hareketli ve bol ışıklı bu şehrin. 12 tane üniversitenin bulunduğu bir şehrin gece hayatının renksiz olması beklenemezdi zaten. Biz de şehrin ışıklı sokaklarında biraz dolandıktan sonra otelimize geçtik.

Krasnodar’da Gezilecek Yerler: 2. Gün

Chistyakovskiy Korusu

İkinci gün daha sakin bir rota çizdik. Merkezi gezdiğimiz ve sakinlik aradığımız için şehrin en güzel parklarından Chistyakovskiy Korusu’na attık kendimizi. Yaz aylarının sıcak günlerinde burası adeta çölde su bulmak kadar mutlu etti bizi. Rengarenk çiçekler, ağaçlar, çeşitlilik katan anıt ve büstler… Burası tam olarak “nefes alma” noktası bizce. Hele de bazı ağaçların 300 yaşın üzerinde olduğunu öğrenince “öğreneceğimiz çok şey var” der gibi bekledik önlerinde, belki bir şeyler anlatırlar bize diye. Çocukların elleriyle sincap beslediğini gördük. Biz durur muyuz? Biz de -önce tedirgin olsak bile- sincaplarla arkadaş olmak için onları beslemeye başladık. Daha sonra bol bol yürüdük, oksijen depoladık, kuş seslerini dinledik, doğaya kulak verdik. Buradan çıktıktan sonra şehir merkezine döndük tekrar. Çünkü daha Soçi’ye gideceğiz.

Krasnodar’da Nerede Yenir?

Hadi o zaman, karnımızı doyuralım. Şehirdeki son anlarımızı güzel bir restoranla sonlandırmak istedik ve araştırmalarımız neticesinde Stan isimli restorana gitmeye karar verdik. Hem kapalı hem açık alanı olan bu restoran, Kuban Nehri kenarında. Bütün yorgunluğumuzu aldı götürdü. Biz hem atmosferini hem de yemeklerini çok beğendik. İyi ki burayı seçmişiz!

Dünya Kupası Yolunda, Soçi: 3. Gün

Sochi Merkez caddesi

Artık Dünya Kupası maçını izlemek için Soçi’ye geçme vakti. Hadi o zaman, acele edelim!

Otelimize yerleştikten sonra Soçi’yi keşfetmek için kendimizi dışarı attık. Burada da 2 koca günümüz var. Soçi, uzun bir sahil şeridine sahip olduğu için biz çoğunlukla denize girmeyi tercih ettik. Denizden arta kalan vaktimizde, bize konum olarak yakın olduğu için 2014 Kış Olimpiyatlarına ev sahipliği yapmış Adler kasabasını gezdik ve Skypark AJ Hackett’a gittik. Adler bölgesi aslında popüler bir kayak merkezi. Kış tatilcileri için notumuzu da düşelim. Bir yandan da “Rusya’nın Antalya’sı” olarak ünlenen Soçi, şifalı suları ile her yıl milyonlarca turisti ağırlayan bir şehir. Buranın sahil şeridi, Moskova’ya kadar uzanıyor. Dört mevsim turist ağırlayan bir şehir olunca çok sayıda da otel var.

Kısa Adler turumuzdan sonra kendimize, Moskova’ya kadar uzanan sahil şeridinde bir yer bulduk. Devamı ise deniz, kum, güneş. “Su biraz soğuk, ama girince alışıyorsun.” klişemizi de buraya koyalım. Deniz öyle güzeldi ki hiç bitmesin istedik. Akşama da maç var, heyecan dorukta. Vakit de yaklaşıyor, hadi o zaman maça!

Otelimize geçip hazırlandık. Maçın oynanacağı Fisht Olimpik Stadı, 2014 Kış Olimpiyatları için inşa edilmiş bir yer. 2018 Dünya Kupası için seçilmesinin ardından çatısı açılmış, koltuk sayısı arttırılmış ve kendini görevine hazır hale getirmiş. Bize de gidip maçı yerinde izlemek düşer!

Soçi Gezisinde Heyecan Fırtınası: Fisht Olimpik Stadı

Fisht Stadyumu, Soçi

Stat inanılmaz kalabalıktı. İyi ki biraz erken varmışız. Saatler 21.00’i gösterdiğinde maç başladı. Böylesine büyük bir stadda, oldukça kalabalık ve kozmopolit bir ekiple Dünya Kupası maçı izlemek çok heyecan vericiydi. Dünya Kupası’nın en gollü maçlarından biri olan Portekiz – İspanya maçı gerçekten çok heyecanlıydı. 3-3 biten skor sonrasında geride çok keyifli anılar bıraktık.

Soçi’de Gezilecek Yerler: 4. Gün

Agura Şelalesi, Soçi

Ertesi gün, kendimizi yeni maceraların peşinde sürükledik. Önce Agura Şelalesi’ne gittik. Soçi şehir merkezine 20 dakikalık mesafede bulunan bu şelale, doğayla iç içe. Yüksekliği de 30 metre. Etrafında yürüyüş yapabileceğimiz parkurlar var. Onca kalabalıktan sonra inanılmaz huzur verdi bize burası.

Agura Şelalesi, park etmiş otomobil, Soçi

Uzun bir süre yetecek kadar “doğa” depoladıktan sonra Skypark AJ Hackett’a doğru yola koyulduk. Macera ve adrenalin sevenlerin uğrak noktası burası. Bungee jumping’le nam salmış AJ Hackett International tarafından yapılan Skypark Sochi, yerden 220 metre yükseklikte bulunan ve 440 metre uzunluğunda olan köprüsü ile dünyanın en uzun gök köprüsü (skybridge). Bu köprüde yürümek inanılmaz bir tecrübeydi. Köprüde yürürken aşağı baktığınızda ne kadar yüksekte olduğunuzu hemen fark ediyorsunuz ve bununla yüzleşmek nabzı biraz arttırıyor. Nabzınızı daha da arttırmak isterseniz köprüden atlayabilirsiniz. 69 metre ve 207 metre uzunluğunda bungy jumping seçenekleri var. Yapabilene! Mesela SochiSwing. 1, 2 veya 3 kişilik olan SochiSwing’e biniyorsunuz ve birkaç saniye içinde kendinizi 170 metre aşağıda buluyorsunuz. Tabii denemeden olmaz 🙂 220 metre yükseklikte olduğumuzu unutturan cinsten müthiş bir manzara vardı karşımızda. Alabildiğine yeşil… Yolunuz Soçi’ye düşerse kesinlikle buraya da gelin deriz. Cesaretiniz varsa aktiviteleri de deneyin tabii!

Skypark, Soçi

Bizim Krasnodar ve Soçi yolculuğumuz burada sona eriyor. Pegasus ile İstanbul’a döneceğiz. Rus ve Kazak tarihine dokunduk; farklı ırktan, dilden, dinden binlerce insanla maçın coşkusunu paylaştık. Bol bol denize girdik, güneşlendik ve sana şöyle bir tepeden baktık aziz Soçi! Unutulmaz 4 gün geçirdik. Aynı denizi paylaştığımız Rusya’ya hala gitmediyseniz hadi o zaman, valizlerinizi hazırlayın!

Skypark, Soçi

 


Vizesiz Geziyorum Kimdir?

96 ülke, 1 insan” sloganıyla yayın hayatına başlayan bu proje, Türkiye’den vize istemeyen tüm ülkelere ait merak ettiğiniz her şey mevcut. Nasıl gidilir, nerede kalınır, nerede ne yenir, nereden alışveriş yapılır ve daha birçok detayı bir arada bulabileceğiniz sitede, aynı zamanda ülkelere ait ilham verici tanıtım videoları da yer alıyor. 

www.vizesizgeziyorum.com

Bir cevap yazın